AŞKIN ÜÇ HALİ
Paylaşılamayan kadın olarak anılan Tomris Uyar...
15 Mart 1941 yılında hukukçu anne ve baba Tomris Gedik olarak dünyaya gelmiş. Annesi ve babası edebiyata düşkün olduklarından küçük yaşlarda edebiyata olan aşkı da gelişmiş.
Ülkü Tamer
İlk evliliğini yaptığı Ülkü Tamer'le de Arnavut Kız Koleji'nde okurken yazmaya başladığı dönemlerde tanışmışlar. Okul gazetesinin başyazarı olduğu sıralarda aklında yazmaktan başka bir şey yokmuş. Üniversite de eğitimini gazetecilik üzerine tamamlamış.
Mezun olduktan sonra Ülkü Tamer'le evlenmişler.Ülkü Tamer şair, gazeteci, şairdi. Cemal Süreya ile "Papirüs" adında bir dergi çıkarıyorlardı. Kızları Ekin'in birkaç aylıkken boğulması sonucunda güzel giden evlilikleri çatırdamaya başlamış. En sonunda kısa bir süre içinde boşanmışlar.
Ankara'da Sanatseverler Derneği Lokali'nde tesadüfen bir toplantıda aynı masada rakı içerken tanışmışlar. Tanıştıklarında ikisi de evliymiş ve evliliklerinin sonlarını yaşıyorlarmış.
Cemal Süreya Tomris için, "O bana herhalde bir arkadaşıyla, yani Ülkü Tamer’le evli ve edebiyata düşkün genç bir kız olarak ilgi gösterdi ama çok sıradan bir ilgi gösterdi. Ben de onun, sandığımdan çok daha -nasıl söylesem- daha derin demeyeyim de, daha keşfedilmeye değer bir insan olduğunu düşündüm." der.
Bazı söylenenlere göre birlikte olmak için ikisi de eşlerinden boşanmışlar. Ankara'da beraber yaşamaya başlamışlar. Herkesin bildiği hikayede buradan çıkmış.
Cemal Süreya her gün işten çıkar çıkmaz eve gelirmiş. Tomris de "Biraz çık, dolaş, arkadaşlarınla vakit geçir." der. Cemal Süreya da günden güne daha fazla geç gelirken, Tomris pencereden örtü silkelerken apartmanın önünde oturan Cemal Süreya'yı görür. Anlar ki apartmanın önünde geç kalmaya çalışır Süreya. Tomris bunun adını "Şahsiyet Rötarı" koydu.
3 yıllık ilişkileri Cemal Süreya'nın aklındakiler yüzünden bitmiş. Hatta Tomris, Cemal Süreya için, "Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana asla sahip olunamazdı." demiş.
Ayrılırken Cemal Süreya Tomris'e “Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve o günden, o saatten sonra da hiç kimseye bir şey anlatmadı.
Cemal Süreya'nın Tomris için yazdığı "SAYIM" şiiri belki de bu aşkın en güzel meyvesidir.
Cemal Süreya
Ankara'da Sanatseverler Derneği Lokali'nde tesadüfen bir toplantıda aynı masada rakı içerken tanışmışlar. Tanıştıklarında ikisi de evliymiş ve evliliklerinin sonlarını yaşıyorlarmış.
Cemal Süreya Tomris için, "O bana herhalde bir arkadaşıyla, yani Ülkü Tamer’le evli ve edebiyata düşkün genç bir kız olarak ilgi gösterdi ama çok sıradan bir ilgi gösterdi. Ben de onun, sandığımdan çok daha -nasıl söylesem- daha derin demeyeyim de, daha keşfedilmeye değer bir insan olduğunu düşündüm." der.
Bazı söylenenlere göre birlikte olmak için ikisi de eşlerinden boşanmışlar. Ankara'da beraber yaşamaya başlamışlar. Herkesin bildiği hikayede buradan çıkmış.
Cemal Süreya her gün işten çıkar çıkmaz eve gelirmiş. Tomris de "Biraz çık, dolaş, arkadaşlarınla vakit geçir." der. Cemal Süreya da günden güne daha fazla geç gelirken, Tomris pencereden örtü silkelerken apartmanın önünde oturan Cemal Süreya'yı görür. Anlar ki apartmanın önünde geç kalmaya çalışır Süreya. Tomris bunun adını "Şahsiyet Rötarı" koydu.
3 yıllık ilişkileri Cemal Süreya'nın aklındakiler yüzünden bitmiş. Hatta Tomris, Cemal Süreya için, "Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana asla sahip olunamazdı." demiş.
Ayrılırken Cemal Süreya Tomris'e “Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve o günden, o saatten sonra da hiç kimseye bir şey anlatmadı.
Cemal Süreya'nın Tomris için yazdığı "SAYIM" şiiri belki de bu aşkın en güzel meyvesidir.
Turgut Uyar
Tomris Uyar , Turgut Uyar'la tanışmalarını şöyle anlatmış;
"1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu."
Belki de en şanslı olan Turgut Uyar'dı. Hayata onun yanında gözlerini kapatmıştı. Tomris onun için Esin perisiydi. 7 yıldır tek bir satır bile yazamamış ama Tomris'in belki de ısrarlarıyla yazmaya başlamıştı.
1969 yılında evlenmişler ve Turgut adında bir oğulları olmuş. Turgut Uyar'ın Tomris'i kaybetme korkusu o kadar büyükmüş ki Tomris bu korkuyu bu sözlerle anlatmış;
“Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”
Bu aşk ise Turgut Uyar'ın hayatını kaybetmesiyle son buldu. Bu aşktan edebiyat anlamında kalan ise "BOZUK SAAT" şiiri oldu.
Hayatını 4 Temmuz 2003 de yemek borusu kanseri yüzünden yattığı hastanede kaybetti. Türk öykücülüğünün önde gelen isimlerinden birisiydi. Öykü, deneme, eleştiri ve günlük yazılarıyla çevirileri, Varlık, Dost, Papirüs, Yeni Dergi, Soyut, Yeni Edebiyat, Yeni Düşün, Gösteri, Gergedan, Adam Öykü gibi, Türk edebiyatının önemli dergilerinde yayımlandı.












